açmaz

is.
1. 棋́ 被将
2. 转́ 困境, 僵局, 为难, 尴尬, 进退维谷
3. 转́ 欺骗, 圈套, 诡计
-e \açmaz oynamak 1) 使陷入困境 2) 欺骗, 哄骗, 设圈套 \açmaz yapmak 俚́ 欺骗, 捉弄 \açmaza düşmek 1) 陷入困境: İşi iyi plânlamadığı için açmaza düştü. 事情没有计划好, 他陷入了困境。Sade yurttaşlara karşı değil, ele güne karşı da açmazlara düşüyoruz. 我们不仅无颜面对国人, 就是在世人面前也处于尴尬的地位。 2) 上当, 受骗 \açmaza gelmek 1) 陷入困境 2) 上当, 受骗: Gözünü aç ben öyle kolay kolay açmaza gelmem. 睁大你的眼睛!我可不是这么好骗的!-i \açmaza getirmek (或 düşürmek) 欺骗, 设圈套
II
s. 嘴严的, 能保守秘密的

Türkçe-Çince Sözlük. 2014.

Look at other dictionaries:

  • açmaz — is. 1) Satranç oyununda şahı koruyan taşlardan birinin yerinden oynatılamaması durumu 2) Tuluatta karşısındakine bir nükte veya tekerleme söyleme kolaylığını veren söz 3) mec. İçinden zor çıkılır durum Birleşik Sözler açmaz düğümü açmaz halatı… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • açmaz düğümü — is., den. Bir halatın iki ucunu birbirlerinin üzerinden geçirerek açılmayacakları biçimde atılan düğüm …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • açmaz halatı — is., den. Gemilerin limana bağlanması ve sahilden esecek rüzgârla rıhtımdan uzaklaşmaması için baş, kıç çizgisine dikey olarak bağlanan kısa halat …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • açmazlık — is., ğı 1) Açmaz olma durumu 2) mec. Ağzı sıkı olma durumu, ketumiyet …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • düğüm — is. 1) İplik, ip, halat vb. bükülebilir şeyleri kıvırıp kendi üzerine veya birbirine dolayarak yapılan boğum 2) mec. Anlaşılamayan, çözülemeyen karışık durum İçi ne kadar karışık olursa olsun, bu samimiyet her düğümü çözer. P. Safa 3) ed. Edebî… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • halat — is., Rum. Kenevirden yapılmış çok kalın ip Birleşik Sözler halat çekme halat fitili halat ızgarası halat tamburu çelik halat hamhalat tel halat …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • Karadeniz — is., öz. Çok düşünceli ve durgun görünen kimseler için kullanılan Karadenizde gemilerin mi battı? sözünde geçer Karadeniz de gemilerin mi battı? / Ağzını bıçaklar açmaz / Üzüntüdesin gayet. B. Necatigil …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • kurada — sf., hlk., Ar. ḳurāḍa 1) İşe yaramaz, yıpranmış, eskimiş, bozulmuş (eşya) 2) Gelişmemiş, cılız Pencereyi açar açmaz bu karı çarpık bacakları, kurada kolları, porsuk gerdanla karşıma çıkar. H. R. Gürpınar …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • kuru — sf. 1) Suyu, nemi olmayan, yaş ve nemli karşıtı Yanakları kuruydu fakat gözleri tamamıyla siyah yaştı. H. E. Adıvar 2) Yağış almayan veya üzerinde bitki olmayan Kuru çöl. Kuru tepeler. 3) Daha sonra kullanılmak için kurutulmuş, taze ve yeşil… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • okkanın altına gitmek — haksız yere ezilmek, bir zarar veya ceza görmek Eğer gözünü açmaz, bu kör dövüşüne bir nihayet vermezsen muhakkak okkanın altına gidersin. R. N. Güntekin …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • ağız — 1. is. 1. İnsan və heyvanların üzlərinin alt tərəfində, alt və üst çənələri arasında yerləşən, yeyib içməyə və səs çıxarmağa məxsus üzv. Ağzını yaxalamaq. Ağzı ilə nəfəs almaq. Ağzı acı dadmaq. Dişsiz ağız. Ağız boşluğu. Ağız suyu – insan və… …   Azərbaycan dilinin izahlı lüğəti

Share the article and excerpts

Direct link
Do a right-click on the link above
and select “Copy Link”

We are using cookies for the best presentation of our site. Continuing to use this site, you agree with this.